Hafta Hafta Gebelik ( 31. Hafta Sonrası )
31. GEBELİK HAFTASI
üyalarınızın değiştiğini farkettiniz mi? Anne adayları bu gebelik haftalarında garip rüyalar görebilirler. Kısa bir uykuya dalsanız bile hemen rüya görmeye başlayabilirsiniz. Belki de gebelik döneminiz yaşamınız boyunca en sık rüya gördüğünüz dönem olacak. Bunları eşinizle ve arkadaşlarınızla paylaşın.

Bu kadar sık rüya görüyor olmanın muhtemel nedeni gebeliğin beyin biyokimyanız üzerinde yaptığı değişikliklerdir. Rüyaları hatırlamanın en etkili yolu, yatağınızın başucunda bir not defteri bulundurmaktır. Kalkar kalkmaz hemen gördüğünüz rüyayı not edin, yoksa saniyeler içinde unutursunuz.

DOĞRUSUNU ÖĞRENELİM

Bu yazıyı okuyan anne adaylarından bazıları her gebelik muayenesinde ultrasonografiye girebiliyor olabilirler ve bu durum bebeğe zarar vermez. Bazı anne adayları ise sadece belli aralıklarla ultrasonografi incelemesinden geçiyor olabilir. Her iki uygulama da doğrudur.

Gebeliğin belli kritik noktaları hariç, her gebelik muayenesinde ultrasonografi yapılması mutlaka gerekli değildir.
         

Her muayenede "ultrasona giriyor" olmak bebeğinizi her defasında görüyor olmanız açısından elbette güzeldir ancak dünya üzerinde düzenli olarak gebelik takiplerine giden anne adaylarının oldukça düşük bir yüzdesine her muayenede ultrason yapılabilmektedir ve bu özellikle ultrasonografi incelemesinin çok pahalı olduğu gelişmiş ülkelerin önemli bir gerçeğidir (örnek: ABD'de bir ultrasonografi incelemesi 150$-350$ arasında değişmektedir!). Ultrasonografi incelemesinin yapılmadığı durumlarda doktorun (veya bazı yerlerde ebe hemşirenin) elindeki bir mezura ile karnınızın yüksekliğini ölçmesi bebeğin gelişimini takip etmek açısından çoğu durumda yeterlidir.

Bu takiplerde bir sorun saptandığında anne adayları mutlaka her durumda ultrason incelemesine tabi tutulurlar.

Gebeliği bu şekilde takip ederken doktorunuz karnınıza elini koyarak bebeğin duruş şekli ve diğer çok önemli bazı bilgileri rahatlıkla edinebilir. Bu elle inceleme bebeğinize kesinlikle zarar vermez. Bazı yerlerde bebeğin kalp atışları için el doppleri adı verilen elektrikli bir cihaz kullanılırken (bu alet bebeğin kalp atışlarını sizin de duymanıza olanak verir), bazı yerlerde basit bir tahta boru yardımıyla kalp atışları dinlenmektedir.

Gebeliğin yukarıda anlatıldığı şekilde ultrasonsuz takibi dünya üzerinde giderek azalmakta olsa da bu sistem halen önemli bir takip yöntemi olarak uzun süre varlığını sürdürmeye devam edecek gibi görünmektedir.

    Bebeğiniz önceki haftalarda oldukça hızlı büyüdü ve bu haftadan itibaren büyüme hızı nispeten azalacak. Beyin dokusu işlevsel gelişimini sürdürmeye devam ediyor. Akciğerde surfaktan yapımı bu gebelik haftasından itibaren daha da hızlanacak.

Bebeğiniz özellikle 30-32. haftalar arasında diğer haftalara göre daha hareketlidir. Bunun en muhtemel nedeni amniyos sıvısının bu haftalarda nispeten daha fazla olması ve bebeğin yerinin nispeten fazla olmasıdır. 32. haftadan itibaren bebeğinizin içerideki yeri giderek azalacağından hareketlerin nitelikleri de değişecek.


Bebek hareketleri ile bebek sağlığı arasındaki önemli bağlantıyı her zaman hatırlayın. Doktorunuz bu nedenle size her muayenede ilk olarak "Bebek hareketleri nasıl?" diye soruyor.

Bebek hareketlerinizde bir azalma hissediyorsanız ilk olarak sakin bir odada istirahate çekilin. Karnınız açsa, birşeyler yiyin. Eğer hala azaldığından şüpheleniyorsanız bu testi uygulayın. Bebek hareketlerinin gerçek anlamda azaldığından şüphelenirseniz doktorunuza haber verin.

Bu haftanın sonunda bebeğinizin boyu yaklaşık 40 cm. ve ağırlığı 1650 (1180-2350) gram!

32. GEBELİK HAFTASI
Çalışan bir anne adayıysanız, ister SSK, ister 657 numaralı devlet memuru kanunu, ister diğer bir çalışma kanununa tabi olun (hepsi SGK adı altında birleştirilmiştir) , bu haftanın sonunda yasal doğum önü iznine ayrılma hakkına kavuşacaksınız. Doktorunuzun onayıyla 37. gebelik haftasına kadar çalışabilir ve bu süreyi doğum sonrası izninize ekleyebilirsiniz.
         

Dikkat: Doğum önü izni kanunu sizin 40. haftada doğum yapacağınızı var sayar.

Doktorunuz size 38.-39. haftada sezaryan ile doğum randevusu verse bile veya siz doğum önü izninizi aldıktan kısa bir süre sonra doğum yapsanız da doğum önü izniniz 32. hafta tamamlandığında başlayacaktır.

Yani siz örneğin 37. haftada doğum yaparsanız, doğum önü izninizi yalnızca 5 hafta kullanmış olabileceksiniz.

Birçok anne adayının doğumönü iznini olumsuz etkileyen bu durumu değiştirmek için mecliste çalışmalar devam etmektedir.

Gebelik döneminde bazı anne adayları kendilerini itici bulabilirler. Karınları büyüdüğü için, belki de çatlakların ortaya çıkması nedeniyle eşlerine eskisi kadar çekici gelmediklerini düşünebilirler.

Gebelik, felsefi anlamda düşünecek olursak, varolabilmemizin tek yoludur. Vazgeçilmez ve yeri doldurulamaz bir görevdir. Bu yüzden gebelik ve güzellik birbirleriyle karşılaştırılamayacak iki ayrı kavramdır.

Bazı anne adayları da kendilerini oldukça çekici bulurlar. Aynaya baktıklarında ne kadar güzelleşmiş olduklarını farkederler.

Bu anneler yakında dünyaya getirecekleri bebeğin hayalini kurarak kendilerini iyi hissederler ve eşlerinin de aynı şeyleri düşündüğünü hissederler.

Sizin bu şekilde düşünmemeniz için ne gibi geçerli nedenleriniz var?

Yeri gelmişken hatırlamanızda fayda var: Bu haftadan itibaren artık doktorunuza iki haftada bir gitmelisiniz.

DOĞRUSUNU ÖĞRENELİM

Kalbimizin sol boşluğundan (sol karıncık) çıkarak organlarımıza dağılan kan oksijen oranı yüksek olan "temiz kandır". Bu kan dokularda kullanıldıktan ve oksijeni tüketildikten sonra "kirli kan" haline dönüşür ve kalbin önce sağ taraftaki küçük boşluğuna (sağ kulakçık), buradan da yine sağ taraftaki büyük boşluğuna (sağ karıncık) akar. Buradan akciğerlere giden "kirli kan" oksijen aldıktan sonra "temiz kan" haline gelir ve önce sol taraftaki küçük boşluğa (sol kulakçık) buradan da sol karıncığa geçer ve döngü bu şekilde tamamlanmış olur.

Doğmamış bebekte ise akciğerlerin görevini plasenta üstlenir ve plasenta göbek kordonundaki damarlardan topladığı "kirli kanı" anneden aldığı oksijen sayesinde "temiz kana" dönüştürür ve yine göbek kordonu yardımıyla bebeğe gönderir. Benzer şekilde bebeğin artık maddelerinin tümü, normalde böbreklerden ve karaciğerden atılacağı yere plasentaya ve buradan da annenin dolaşım sistemine gönderilerek atılır.

Plasenta bu nedenle bebeğin hem akciğeri, hem böbreği, hem de karaciğeridir.

"Kirli kan-temiz kan" değişiminin plasentada olması nedeniyle sağ kalp boşluğunda toplanan kan doğmamış bebeğin kalbindeki açıklıklar (delikler) yardımıyla akciğere uğramadan göbek kordonuna yönlendirilir.Doğumda göbek kordonunun kesilmesiyle bu delikler hemen kapanır ve akciğerler ilk alınan nefesle tam kapasite çalışmaya başlarlar. Benzer şekilde karaciğer ve böbrekler de hemen doğum sonrasında işlerinin başına geçerler. Görevi tamamlanan plasenta rahimde tutunduğu yerden tümüyle ayrılarak bebeğin doğmasından hemen sonra dışarı atılır. Plasentaya halk arasında "bebeğin eşi" veya "sonu" denir.

Bebeğiniz rahim içinde ne şekilde duruyor?


Özellikle üçüncü trimesterden itibaren rahim içinde yer daralmaya başlar. Bu nedenle bebeğiniz var olan alanı en iyi şekilde kullanmak durumundadır.

    Bacaklar kalçadan ve dizlerden tam bükülmüş, ayaklar çaprazlanmış, kollar omuzlardan ve dirseklerden tam bükülmüş, eller çaprazlanmış ve her el karşı taraf dirseği kavramış, sırt sıklıkla (%90) sol yana yaslanmış, boyun öne doğru bükülmüş ve çene göğüs kafesine değmiş durumda.
             

    Kordonu basıya uğramaktan korumak ve doğum kanalına en iyi şekilde girmek açısından da önemli olan bu pozisyon ayrıca vücudun ve kol ve bacakların da nispeten dar bir alanda en iyi şekilde hareketine izin verir.

    Bebeğinizle daha yakın bir bağ kurmak ve onu daha iyi anlamak için hemen şimdi bedeninize bu pozisyonu verin.

    Ayrıca eşinizin yatakta uyurken yatış pozisyonunu bu gece bir gözden geçirin ve eşinize de sizin hangi pozisyonda uyuduğunuzu sorun.

    İlginç sonuçlar çıkabilir...


    Kas dokusu nispeten az gelişmiş olduğundan kendi bedenini kavrama özelliği henüz gelişmemiş, bu nedenle kollar gevşek bir şekilde duruyor, adeta yüzünü gizlemek istercesine parmaklar gözlerin önüne gelmiş. Bir farklılık da, parmak kaslarının henüz gelişmemiş olması nedeniyle tüm parmakların açık ve birbirinden ayrılmış olarak görülmesi.

Bu haftanın sonunda bebeğinizin boyu yaklaşık 41 cm. ve ağırlığı 1780 (1300-2500) gram!

33. GEBELİK HAFTASI
Bazı anne adaylarının ileri gebelik haftalarına kadar "karınları çıkmayabilir". Bu, doktorunuz ultrasonda bebeğinizin ölçülerini normal bulmuş olmak şartıyla bebeğin gelişmesinde bir problem olmasından değil, anne adayının yapısal özelliklerinden kaynaklanan bir durumdur.

Daha önceki haftalarda öğrendiğiniz gibi, ayak bileklerinde şişmeler normal gebelik bulguları olarak kabul edilir.
          Ancak elde ve yüzde şişme, şiddetli başağrısı, sinek uçuşması, şimşek çakması, şişmelerin 2-3 gün gibi bir süre içinde aniden artması, karın ağrısı, bulantı-kusma, kendinizi hasta hissetme gibi durumlarda preeklampsi (gebelik zehirlenmesi) söz konusu olabileceğinden doktorunuza başvurmalısınız.

 

Tansiyon yükselmesi, idrarda protein ve vücutta şişmeyle seyreden bu hastalık ciddi bir durumdur.

         

Vücut dokularında sıvı tutulumu bu haftalarda el parmaklarınızda uyuşmalara neden olabilir. Medyan sinir bileğin içinde yerleşik karpal tünel adı verilen bir boşluktan geçerek parmaklara ulaşır. Bu kanalın genişliği tam olarak sinirin genişliği kadardır. Dokularda sıvı tutulumu bu kanalı daralttığında el parmaklarınızda uyuşma, yanma ve elektriklenme hissi ortaya çıkabilir. Tamamen selim tabiyatlı ve gebelikten sonra ortadan kalkacak olan bu durum ileri boyutlara vardığında karpal tünel sendromu adını alır ve tedavi gerektirebilir. Tedavide genellikle el parmakları belli bir pozisyonda sabitlenecek şekilde atele alınır.


Bu gebelik haftasından önceki iki hafta boyunca bebeğinizin amnios sıvısı miktar olarak en yüksek aşamadaydı. Doğuma kadar da miktarı (nispeten) sabit kalır. Amniyos sıvısı bebeğinizi dış ortama karşı koruyan steril bir sıvıdır. Bebeğiniz bu sıvıyı yutar, akciğerlerinden ve cildinden de emilerek kana geçer. Eksilen sıvı bebeğinizin idrar yapmasıyla yeniden tamamlanmış olur. Sıvının içinde bebeğinizin vücut biyokimyasını yansıtan maddeler dışında, cildinden dökülen hücreler, verniks, lanugo ("tüy") gibi maddeler de bulunur.
Bebeğin sıvısının azalması kordona baskı oluşması riskini artırması nedeniyle ciddi bir durumdur. Her ultrason değerlendirmesinde doktorunuz bebeğinizin gelişmesi yanında mutlaka amniyos sıvısı miktarını da değerlendirmektedir.

Bebeğinizin beyin dokusunun hızlı bir şekilde büyümesi nedeniyle bu hafta içinde baş ölçüleri de nispeten hızlı bir şekilde büyür.     

Ciltaltında yağ dokusu depolanmaya devam ettikçe bebeğinizin rengi kırmızıdan pembeye dönmeye başlar. Erkek bebeklerin testisler artık tümüyle karın boşluğundan normal yerleri olan skrotuma (torba) inmişlerdir.

Bu haftanın sonunda bebeğinizin boyu yaklaşık 42 cm. ve ağırlığı 2000 (1480-2750) gram!

34. GEBELİK HAFTASI
Dikkat: Braxton-Hicks kasılmaları (hazırlayıcı kasılmalar) bu haftadan itibaren biraz sıklaşabilir.

Bu kasılmalar gerçek doğum sancılarının aksine kısa sürerler, düzensizdirler ve genellikle sizde büyük bir rahatsızlığa neden olmazlar. Rahim kasları bu şekilde antrenman yapmakta ve bebeğiniz miyadına geldiğinde 10 dakikada üç kez gelen ve yaklaşık 50 saniye süren gerçek doğum kasılmalarına dönüşmektedirler.

          Anne ve baba adaylarının önemli bir kısmı bu gebelik haftalarından itibaren gebelikte cinsel ilişkiyle ilgili bazı kaygılar duyabilirler. Öncelikle özel bazı durumlar hariç, cinsel ilişkiyi gebeliğin bazı dönemlerinde kısıtlamak için geçerli bir neden olmadığını bilmelisiniz.

 

Orgazm olma esnasında rahiminizde kısa süreli kasılmalar ortaya çıkabilir. Bu kasılmaların bebeğinize zarar verdiğine dair kanıt yoktur.

Gebelikte orgazm
Cinsel ilişki için en rahat pozisyonu kendiniz belirlemelisiniz. Önceden alışkın olduğunuz cinsel ilişki pozisyonunu karnınızın üzerine baskı olmayacak şekilde ayarlamalısınız.

Eğer kendinizi vajinal ilişkide rahat hissetmiyorsanız karşılıklı uyarma , oral seks gibi alternatif yöntemlerle cinselliğinizi yaşamaya devam edebilirsiniz.

Bu haftalarda fiziksel ve psikolojik durumunuz nedeniyle cinsel arzunuz azalmış ve hatta yok olmuş olabilir. Kendinizi zorlamayın, eşiniz bunu mutlaka anlayışla karşılayacaktır.

DOĞRUSUNU ÖĞRENELİM

Epidural bir doğum şekli değil, bir anestezi şeklidir.

Epiduralli normal doğum, doğumda ortaya çıkan rahim kasılmalarının ağrılı olması durumunda belinizden ince bir iğne yerleştirilerek omurilik zarının etrafına verilen anestezi ilacıyla ağrınızı hafifletme yöntemidir. Bebeğiniz vajinal yoldan dünyaya gelir. Normal doğumda epidural dışında damardan veya kalçadan veya ender durumlarda rahimağzından verilen ilaçlarla da ağrının hafifletilmesi söz konusu olabilmektedir.

 

Epiduralli sezaryen ise yine aynı yöntemin biraz daha farklı dozlarda anestezi ilacı verilmesiyle siz uyanıkken bebeğinizin karnınıza yapılan bir kesiden sezaryan ile doğurtulması işlemidir. Sezaryan, epidural dışında spinal anestezi, kombine epidural anestezi ve genel anestezi kullanılarak da gerçekleştirilebilir.

 

Spinal anestezide anestezi ilacı direkt omurilik sıvısı içine, kombine epiduralde hem omurilik zarı etrafına, hem de omurilik sıvısı içine verilir. Omurilik sıvısı içine anestezi ilacı verildiğinde istemli çalışan kaslar da geçici olarak uyuşur. İstemli kaslarınız çalışmadığında ıkınmanız da mümkün olamayacağından spinal ve kombine anestezi normal doğumda tercih edilmez.

 

Genel anestezi bilincinizin ve ağrı duyunuzun geçici olarak tümüyle ortadan kalktığı bir anestezi şeklidir. Bu anestezi şekli solunum yolunuza yerleştirilen plastik bir borudan size solutulan anestezi ilaçlarıyla gerçekleştirilir. Sadece sezaryan ile doğumda kullanıldığı gibi bazı doktorlar normal doğumda bebeğin başının doğması esnasında kısa süreli genel anestezi uygulamasını tercih edebilmektedirler.


Bu hareketlerin varlığı bebeğinizin sağlıklı olduğunu gösteren en önemli bulgulardan biridir.

Doktorunuzdan size bu hareketleri göstermesini talep edin, zira bebeğinizin marifetlerine bu hareketleri görerek daha yakından tanık olabilirsiniz. :-))

Bu haftadan itibaren bebeğiniz günde 20-30 gram arası alacak.

Bu haftanın sonunda bebeğinizin boyu yaklaşık 43 cm. ve ağırlığı 2200 (1680-2930) gram!

35. GEBELİK HAFTASI
Ne kadar vurgulansa az: "Bebek hareketlerine dikkat..."

Bebek hareketleri bebeğinizin sağlıklı olduğunu gösteren en önemli bulgulardan biridir. Sağlıklı bebek, fazla enerjisini hareket ederek harcar.

Bu hareketler bebeğinizin kaslarının gelişmesi açısından önemlidir. Bebeğiniz ayrıca yaptığı solunum hareketleriyle solunum kaslarını da güçlendirerek dış dünyaya hazırlanır. Çeşitli nedenlerle (sizin uzun süredir aç olmanız, yorgun olmanız, uykusuz olmanız gibi) bebeğiniz belli zamanlarda nispeten daha az oynayabilir.

Hareket azalmasının tanımını her anne adayı kendisi yapmalıdır. Düzenli olarak hareket etmekteyken, hareket etme alışkanlıkları aniden değişen bir bebekte mutlaka problem olması gerekmez, ancak ileri inceleme amacıyla NST (nonstres test) yapılması gerekebilir.

DOĞRUSUNU ÖĞRENELİM
Pelvis (leğen) kemiklerinin oluşturduğu "çatı" içinde etrafı kas ve bağdokusu ile kaplı yaklaşık 10X10 cm. çapında bir kanal olan doğum kanalı, bebeğin dış dünyaya açıldığı yoldur. Bu kanalın içi dümdüz değil, girintili çıkıntılıdır.

Rahim kasılmaları, leğen kemiklerinin oluşturduğu doğal tümsek ve çıkıntılar bebeğe nereden nasıl geçmesi gerektiğini gösterir.
         

Bebeğiniz leğen kemiklerinin üst sınırlarının oluşturduğu kanal girişine başını yatay sokar, kanalın ortasına geldiğinde başını 90 derece hareket ettirerek yüzünü size doğru döndürür, kanalın çıkımına geldiğinde halen bu pozisyondadır ve bu şekilde başını çıkarır.

Baş çıktıktan sonra omuzların da doğum kanalına girebilmesi için başını sizin bacaklarınızdan birinin iç yüzüne doğru döndürür.

Bu esnada doğum yardımı yapan kişinin yardımıyla tüm vücut doğurtulur...

Doğum kanalını yol, bebeği yolda seyreden araç, birinci evrede rahim kasılmalarını, ikinci evrede anne adayının ıkınmasını da motor (yani itici güç) olarak gördüğümüzde bazen doğum eyleminin neden ilerlemediğini anlayabiliriz:

    Yol bozuksa (çatının hafif darlıkları), motor yavaş çalışıyorsa veya durmuşsa (rahimde kasılmaların zayıflaması veya durması, ikinci evrede anne adayının ıkınamaması), araç yolda düzgün seyredemiyorsa veya yola ters girmişse (bebeğin kanal içinde ilerlemek için gerekli manevraları çok çeşitli nedenlerle yapamaması, makat ile doğum kanalına girmesi) yolculuk (doğum eylemi) usulüne uygun devam edemez. Bu durumlarda yolculuğun zor da olsa tamamlanabilme ihtimali olmasına karşın araç güvenliğini sağlamak için yol değiştirilir.

    Yolun önünde engel varsa (plasentanın doğum kanalını tıkaması, çatının aşırı dar olması), araç yola enlemesine girmişse (bebeğin yan durması) yolculuğun başlaması bile mümkün değildir.

Yolculuk hangi evresinde takılırsa takılsın doktor müdahalesiyle bebeğiniz yolunda gitmeyen olayın düzeltilmesi suretiyle veya başka bir yol kullanılarak sağlıklı bir şekilde bizim dünyamıza getirilecektir.

Bebeğiniz gelecek haftanın sonunda, yani 36+0'da doğsa bile sorunsuz bir şekilde ("küvöze girmeden", yani yoğun bakım gerektirmeden) yaşamını sürdürme ihtimali son derece yüksektir.

Bu haftanın sonunda bebeğinizin boyu yaklaşık 44 cm. ve ağırlığı 2490 (1850-3200) gram!

36. GEBELİK HAFTASI
Bu haftadan itibaren gebelik muayenelerine muhtemelen haftalık olarak çağırılacaksınız. Gebelik sürenizin tamamlanmasına yaklaşık dört hafta kaldı ve içinizi bir heyecan kaplamaya başladı bile. İlk gebeliğinizse sürekli olarak aklınızda "nasıl olacak acaba?" düşüncesi olabilir. Doğum yapacağınız yeri ve yatacağınız odayı görmek, rahatlamak açısından oldukça faydalı olabilir.

Tüm gelişmiş ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de gerek normal doğumda gerekse sezaryan ile doğumda epidural anestezi uygulaması yaygınlaşıyor. Almanya'da normal doğumların %60'ında, sezaryan ile doğumların ise %90'ından fazlasında epidural veya spinal gibi bölgesel anestezi yöntemleri kullanılmaktadır. Bu oranlar, Kanada ve Amerika gibi gelişmiş ülkelerde de yüksektir.     epidural anestezi
         

Epidural anestezi sanıldığının aksine yeni bir yöntem değildir, yaklaşık 30 yıldır rutin olarak kullanılan bir yöntemdir. Ülkemizde de artık hemen tüm sağlıkkuruluşlarında anestezi doktorları tarafından başarıyla uygulanabilmektedir.

Epidural %90 anne adayında ağrısız ve konforlu bir doğuma olanak verir.

Ağrı, bebekte fetal distres (bebeğin sıkıntıya girmesi) yaratabilen bir durum olduğundan doğumda ağrının giderilmesi fetal distres ve buna bağlı sezaryan riskini azaltır.

Öte yandan epidural, ıkınma için gerekli kas gücünü azaltabileceğinden doğum eyleminin ikinci evresininin uzamasına ve dolayısıyla vakum uygulama gerekliliğinin doğmasına neden olabilir.

Kar/zarar oranı genellikle epidural lehine olduğundan doktorunuz size bunu önerdiğininde kabul etmeniz uygundur.

 

          Bu haftadan itibaren "karnınızın birden aşağı indiğini" farkedebilirsiniz. Bunun sizin açınızdan en önemli sonucu mide yanması, nefes darlığı, kaburga ağrısı gibi şikayetlerden büyük oranda kurtulmanızdır.

Bebeğin doğum kanalına girdiğini gösteren bu bulgu doğumun yaklaştığını göstermesi açısından da değerli olmakla birlikte kesin bir gösterge değildir.

DOĞRUSUNU ÖĞRENELİM

Doğum eylemi tümüyle sağlıklı başladığında ve size "normal doğum yapabileceğiniz" söylendiğinde bile, çok çeşitli nedenlerle doğumun sezaryan ile tamamlanması gerekebilir. Bu gerçeği bilmeniz, hayalkırıklığı yaşamamanız açısından son derece önemlidir:

Doğum eyleminde rahimağzı kasılmalarla birlikte açılmaya başlar ve bebeğin başının doğmasına izin verecek şekilde "tam açık" olur, yani yaklaşık 10 santimetre açılır. Bu noktada bebeğin ıkınmalarla doğum kanalında ilerlediği ve dünyaya geldiği ikinci evre başlar.

Herhangi bir zamanda doğum eylemi usulüne uygun olarak ilerlemez veya bebeğinizin kalp atışlarında bozulma meydana gelirse öncelikle durum çeşitli önlemlerle düzeltilmeye çalışılır: Rahim kasılmaları zayıfsa serum içinde verilen oksitosin hormonuyla kasılmalar yoluna sokulmaya çalışılır. Bebeğinizin kalp atışları sizi sol yanınıza döndürerek, size damardan sıvı verilerek veya oksijen solutularak düzeltilmeye çalışılır. Önlemler durumu düzeltemediğinde bebeğinizin veya sizin sağlığınız açısından doğum sezaryan ile gerçekleştirilir. Bu kararın tümüyle lehinize bir karar olduğunu bilmelisiniz.

Yeterli donanım ve tıbbi personeli bulunan bir hastanede doğum yapmanız bu nedenle son derece önemlidir.

Yukarıda sayılanlar dışında çok daha farklı nedenlerle de normal doğum şeklinde başlayan eylemin sezaryan ile tamamlanması gerekebilir.

Halk arasında erkek bebeklerin "daha erken geldiğine" dair bir inanç vardır ve hatta bazı kişiler tersine "kız bebeklerin daha erken geldiğine" inanırlar. Bu konuda bilimsel olarak yeterince veri olmadığından bu bilgiye şimdilik şüphe ile bakmanızda fayda vardır.

Bebeğinizin yağ dokusu giderek artıyor ve buna bağlı olarak kolları ve parmakları boğum boğum ortaya çıkmaya başladı.
    Bu haftanın sonundan itibaren doğsa bile "erken doğuma" bağlı bir problem yaşama riski çok düşük. Miyadında bir gebelik 38-42 haftalar arasında olmasına karşın biz doktorlar 36. haftadan itibaren doğan bebekleri preterm (prematüre) olarak tanımlamayız.

Bu haftanın sonunda bebeğinizin boyu yaklaşık 46 cm. ve ağırlığı 2700 (2080-3330) gram!

37. GEBELİK HAFTASI
Bu haftadan itibaren ev işlerinden de izne ayrılın. Eşiniz ve yakınlarınız tüm ev işi görevlerini seve seve sizin yerinize yaparlar. Ne de olsa ailenin odak noktası sizsiniz.
         

Çocuğunuz veya çocuklarınız yeni gelecek bir kardeş için hem sevinirler, hem de kendilerine bugüne kadar gösterilen yoğun ilginin azalmasından korkarlar.

Uzun zamandan beri vermekte olduğunuz "yeni gelecek bebeğin yeri ayrı, senin yerin ayrı" mesajını sağlamlaştırmaya devam etmelisiniz.

         

Ağırlaştınız mı? "Ağırlaşmak" ne anlama geliyor? Bebek yavaş yavaş "aşağıya inmeye başladı" mı? Yoksa bebek hareketleri mi ağırlaştı? Her ikisi de doğru. Bebeğiniz artık her geçen gün yaklaşık 25-30 gram ağırlaşıyor ve yeri de giderek daraldığından hareketlerini daha farklı hissetmeye başlamış olabilirsiniz.

Bu haftada doktorunuz size "çatı muayenesi" veya "pelvis muayenesi" adı verilen bir muayene yapılmasını önerebilir. Bu muayene doğum kanalınızda normal doğuma engel olabilecek herhangi bir "çatı darlığının" önceden tespit edilmesi amacıyla yapılır. Bazı doktorlar ise bu muayeneyi doğum sancıları başladıktan sonra yapmanın daha net bilgi verdiğini düşünürler.
DOĞRUSUNU ÖĞRENELİM

Halk arasında sezaryanla ilgili bazı yanlış inançlar bulunmaktadır. Bu haftada bu yanlış inançları ele alacağız:
         

Yanlış inanç: "normal doğum kadının içini temizler, sezaryanda ise içim temizlenemez."
Doğrusu: Sezaryanda bebek doğduktan sonra doktor rahim içini oldukça iyi bir şekilde temizler.

Yanlış inanç: "sezaryan olanların sütü gelmez veya geç gelir."
Doğrusu: Henüz rahim kasılmaları başlamadan yapılan sezaryanlarda oksitosin hormonu salgısı başlamadığından sütün kanallara ilerlemesinin geciktiği doğrudur. Ancak bebek doğduktan ve plasenta çıktıktan hemen sonra oksitosin hormonu hızlı bir şekilde salgılanacak ve sütünüz 0.5-2 saatlik bir gecikme sonunda gelmeye başlayacaktır.

Yanlış inanç: "sezaryan olursam karnım kalır."
Doğrusu: Gebeliğiniz süresince bebeğin büyümesiyle birlikte karın cildiniz oldukça genişler ve ister normal doğum yapın, ister sezaryan ile doğum yapın karın cildiniz ("iç karın") doğum sonrası uzun bir süre gevşek kalacaktır. Normal doğum yapan anneler daha kısa zamanda "ayaklandıklarından" bu fazla karın cildinin daha kısa zamanda gerilediği doğrudur, ancak sezaryan ile doğum yapanların "karınlarının kalıcı olduğu" mantıksız bir düşüncedir.

Yanlış inanç: "sezaryan ile doğum yapanlar çok acı çekerler"
Doğrusu: Sezaryan bir ameliyattır, bu tartışılmaz. Bu nedenle ağrı kaynakları daha fazladır. Normal doğumdan farklı olarak sezaryanda bağırsaklar karın içine girildiğinde hava ile temas ettiklerinden hareketleri yavaşlar ve gaz sancıları ortaya çıkabilir. Ancak erken dönemde ayağa kalkıp yürüyerek ve doktorun önerdiği gaz önleyici ilaçlar kullanılarak bu sorunun az yaşanması sağlanabilir. Sezaryan esnasında bebeğe 8 ayrı anatomik kat kesilerek ulaşılır ve bu anatomik katmanlardan her biri bir ağrı kaynağı olabilir. Ancak günümüzde ağrı giderme yöntemleri oldukça ileri seviyede olduklarından bu ağrıların da katlanabilir hale getirilmesi kesinlikle mümkündür.

Sezaryan normal doğumdan farklı olarak bir ameliyattır ve normal doğuma göre daha karmaşık olması doğaldır. Günümüzde anne adayları çok çeşitli nedenlerle bebeklerini sezaryan ile dünyaya getirmektedirler.

Çağdaş tıp anne adayının bu doğum şeklinden en güvenli ve en konforlu bir şekilde faydalanmasına olanak verecek kadar ileridedir.

Bebeğinizin karnınızda yaptığı hareketler, bunları kısıtlı bir alanda yapıyor olsa da, doğduğunda yapacağı hareketlerle oldukça benzeşir. Bu haftalarda yapılan gözlemler bebeklerin en sık yaptığı hareketlerin hıçkırma, gerilme, irkilme ve parmak emme şeklinde oldğunu göstermektedir.

Yine bu haftalarda dış ortama hazırlık amacıyla solunum hareketleri de sık yapılan hareketlerdendir. Akciğerlerin içi havayla dolu olmasa da gün boyunca yüzlerce kez yinelenen bu hareketlerin amacı solunum kaslarının güçlendirilmesidir.
   

Bu haftanın sonunda bebeğinizin boyu yaklaşık 47 cm. ve ağırlığı 2850 (2250-3500) gram!

38. GEBELİK HAFTASI
Evet, artık sınıra girdiniz. Doğumların %75'i 38-42. gebelik haftaları arasında gerçekleşir. Yaklaşık %5 anne adayında doğum eylemi 42. hafta dolmasına rağmen başlamaz. Geri kalan %20 anne adayı ise bebeğini 38. haftadan önce dünyaya getirir. Muhtemel doğum tarihinizi belirlerken son adet tarihinizin ilk gününü girdiğinizden eminseniz, sitenin otomatik hesaplayıcısının size verdiği tarihte doğum yapma şansınızın yalnızca %5 olduğunu bilmelisiniz. Anne adaylarının büyük kısmı bu tarihten beş gün önceki ve beş gün sonraki tarihlerden birinde doğum yaparlar.

Bu haftadan itibaren artık doğum sancıları her an başlayabileceğinden sancıların nasıl birşey olduğu hakkında bilgi sahibi olmalısınız.

Gerçek doğum eyleminin başladığını ve artık çantanızı alıp hastaneye gitmeniz gerektiğini nasıl anlayacaksınız?
         

Gerçek doğum eyleminin en önemli özelliği kasılmaların düzenli aralıklarla oluşmalarıdır.

Önceleri daha az sıklıkla ancak yine de düzenli aralıklarla gelen doğum sancıları belli bir aşamadan sonra tipik olarak 10 dakikada üç kez ortaya çıkar ve her bir kasılma yaklaşık 50 saniye sürer. Gerçek doğum eylemi kasılmaları istirahat etmekle geçmez. Şiddeti de zaman içinde giderek artar. Kasılmaları karnınıza ellediğinizde rahatlıkla hissedebilirsiniz. Eğer kasılmalarınız belli bir düzene girmişse ve istirahatle geçmiyorsa hastaneye gitme zamanıdır.

"Nişan" denilen hafif kanlı-sümüksü akıntı, rahim ağzındaki bebeği koruyucu tıkacın atılmasından ibarettir. Ek bir belirti ya da şikayet yoksa beklemeye devam edebilirsiniz. Genellikle nişandan sonraki ilk iki günde doğum başlar.

DOĞRUSUNU ÖĞRENELİM

Epizyotomi (doğum kesisi) bebek tam doğarken doktorun perine bölgesinden (perine vajina girişi ile anüs arasında kalan dış genital bölgedir) vajina içine doğru uzanan alana yaptığı özel bir kesi şeklidir. Bazı doktorlar bu kesiyi perinede orta hatta uygularlarken büyük çoğunluk sağ yana uzanan kesi, az sayıda doktor ise sol yana uzanan kesi uygular.

Epizyotomi, öncesinde lokal anestezi uygulandığından genellikle ağrı veren bir işlem değildir. Bu kesinin yapılma amacı bebeğinizin doğarken sizin vajinanızda yırtık oluşma riskinin ortadan kaldırılmasıdır. Epizyotomi uygulanmadığında özellikle ilk doğumunu yapan anne adaylarının çoğunda doğum yardımını yapan doktor ne kadar dikkatli olursa olsun, yırtık oluşur. Oluşan yırtık, kenarları düzensiz olduğundan ne kadar iyi tamir edilirse edilsin estetik sorunlar oluşturabilir. Epizyotomi bebek doğduktan ve plasenta çıktıktan sonra doktor tarafından kendiliğinden eriyen ipliklerle tamir edilir.

Bebeğin doğarken yırtık oluşturmayacağı düşünülüyorsa epizyotomi uygulanmayabilir.

Epizyotomi yeri özellikle doğumdan sonraki ilk saatlerde ağrılı olabilir ve bu ağrı çoğu durumda ağrı kesicilerle kontrol altına alınabilir niteliktedir.
Bebeğiniz günde yaklaşık 25-30 gram almaya devam ediyor...

Bebeğinizin bağırsaklarında mekonyum adı verilen ilk dışkı da giderek birikmeye başladı. Bu dışkı normal şartlarda doğumdan sonraki ilk 24 saatte çıkarılır. Buna karşın idrar yapma işlevi gebeliğin erken dönemlerinden itibaren devam ederek amniyos sıvısının devamlılığını sağlamaktadır.

Günümüzde bilgisi iyi olan doktor bulmak kolay "ilgisi iyi" olan doktor bulmak ise zordur. Bebeğiniz için muhtemelen şimdiden doktor aramaya başladınız bile. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanları çocukları gerçekten seven doktorlardır ve bu nedenle bu branşı seçmişlerdir. Oldukça zorlu bir ihtisas döneminden geçen bu uzmanların bebeğinizin sağlıklı büyümesine katkıları büyüktür.
         

Bir baba olarak size tavsiyem, eğer doktorunuzu seçme imkanına sahipseniz, anne sütüne çok önem veren, mümkün olduğunca ilaç kullanımını arka planda tutan, bebeğinize sevgiyle yaklaşan, size pozitif enerji veren, kaygısız, sizin ve bebeğinizin adını öğrenmeye istekli ve kolay ulaşılan bir doktor bulmanızdır.

İlk seçim denemeniz başarısız olabilir. Doktor-hasta uyumu anahtar-kilit uyumuna benzer.

Bu haftanın sonunda bebeğinizin boyu yaklaşık 48 cm. ve ağırlığı 2950 (2500-3650) gram!

39. GEBELİK HAFTASI
Bu ve takipeden hafta içinde doğum yapma olasılığınız oldukça yüksek. Geçen haftalardaki önerilerimiz aynen devam etmektedir: doğum sabır işidir ve bu sabrın sonunda bebeğinizi kucağınıza alıp onu emzirmeye başladığınızda ne kadar mükemmel bir iş başardığınızı göreceksiniz.

         

Doğum yapacağınız yere zamanında başvurmak normal doğum yapma olasılığınızı önemli oranda artırsa da bazı anne adaylarında doğum eylemi kasılmalarla başlamayabilir.

Kanamanız olduğunda, bebek hareketlerinizde azalma hissettiğinizde, sularınızın gelmesi durumunda veya kendinizde normaldışı herhangi bir durum olduğunu hissettiğinizde hiç tereddüt etmeden sağlık kuruluşunuza başvurmalısınız.

Doktorlar anne adaylarının her şikayetini ciddiye alırlar.

 

Dünyanın her doğumhanesinde şu anda doktorlar ve ebeler doğum başındalar. Siz de henüz katılmadıysanız kısa bir süre içerisinde senaryoya başrol oyuncusu olarak katılacaksınız.

DOĞRUSUNU ÖĞRENELİM

Kendi arkadaşlarınızın doğum hikayelerini bolca dinlemiş, ülkemizde veya yurtdışında doğum yapan annelerin hikayelerini defalarca okumuş olabilirsiniz. Her sağlık kuruluşunun, her doktorun, her ülkenin kendine özgü bazı farklı uygulamaları olabilir. Bazı ülkelerde uygulanan suda doğum, bazı toplumların alışkanlığı olan çömelerek doğum en bariz farklılıklardandır. Bunun yanında bazı arkadaşlarınızın doktoru onlara tüm doğum eylemi boyunca yataktan kalkmalarını yasaklamışken, bazılarının doktorları tüm doğum eylemi boyunca onların serbestçe dolaşmalarına izin vermiş olabilir. Bazı anne adaylarına "damardan serum verilirken" bazılarına bu uygulama hiç önerilmemiştir bile. Bazı anne adaylarının karnına bebeğin kalp atışlarını izleyen özel bir cihaz (kardiyotokografi) tüm doğum eylemi boyunca takılıyken, bazılarının bebeğinin kalp atışları tahta bir boru yardımıyla yalnızca belirli aralıklarla takip edilmiştir. Bazılarına doktorları iki saatte bir muayene yaparken bazı anne adayları bir-iki muayeneyle doğumlarını tamamlamışlardır.

Değişik uygulamalar bunlarla sınırlı değildir. Bazı anne adaylarının doğumda eşlerinin yanında bulunmalarına izin verilmiş, diğerlerinde baba adayı doğumhane kapısında beklemiştir. Bazı anne adaylarına sezaryan esnasında idrar sondası takılmış ve sezaryan sonrasında karınlarına kum torbası yerleştirilmiş, diğerleri ise sondasız sezaryana alınmış ve sezaryan sonrası kum torbası uygulaması gündeme bile gelmemiş olabilir. Farklı uygulamalar doğum sonrası da devam edebilir. Bazı annelerin bebekleri doğumdan hemen sonra yıkanmış, diğerlerine bebeklerini "göbek düştükten" sonra yıkamaları öğütlenmiştir.

Yukarıda bahsedilen tüm bu annelerin ortak özellikleri bebeklerini sağlıklı bir şekilde dünyaya getirmiş olmalarıdır. Farklılıkları yaratan ise her zaman olduğu gibi doktorların ve hastanelerin ekol ("uygulama alışkanlığı") farklılıklarıdır. Tıp, birbirinden oldukça farklı uygulamaların aynı sonuca götürebildiği ilginç bir bilim dalıdır ve bu sadece doğum alanında değil tıbbın her branşında böyledir. Bu ekol farklılığını bebeğinizin doktorunun size önerdiklerini arkadaşlarınızın doktorlarının önerdikleriyle karşılaştırdığınızda daha iyi anlayacaksınız.

Bu haftanın sonunda bebeğinizin boyu yaklaşık 49 cm. ve ağırlığı 3200 (2650-3800) gram!

40. GEBELİK HAFTASI
Evet, işte sihirli rakam: 40. Bu haftanın sonunda doğum yapmış olma olasılığınız yüksek. Belki de biraz daha bekleyeceksiniz. Panik olmayın. Olağan doktor kontrollerinize gitmeye devam edin. Doktorunuzun, hastanenin ve gerekli olan diğer telefonların yazılı olduğu kağıdı tetkiklerinizin bulunduğu doğum dosyasına yerleştirin ve bu dosyayı görünür bir yerde bulundurun.    

Mutlaka muhtemel bir trafik sıkışıklığı durumunda hastaneye ulaşabileceğiniz kestirmeleri de öğrenmişsinizdir.

DOĞRUSUNU ÖĞRENELİM

Normal doğum yapan kadınlarda "sarkmalar" daha fazla mı olur?
Bir ya da iki kez gayet normal seyreden doğum yapmış kadınlarda ileriki yaşlarda vajinada "sarkma" oluşma olasılığı çok düşüktür. Oluştuğunda da düzeltmeye yönelik çeşitli operasyonlar vardır.
         

Normal doğum sonrası vajinam genişleyecek mi?
Usulüne uygun olarak epizyotomi açılmış ve yine usulüne uygun olarak tamir edilmişse, veya şartlar uygun olduğundan yırtıklar oluşmaksızın doğum yapmışsanız vajinanızda belirgin bir şekilde genişleme olma olasılığı düşüktür.

Az miktarda genişleme olması normaldir. Şikayete yol açan bir genişleme oluştuğunda bu durum bazı estetik operasyonlarla giderilebilir.

Bu haftanın sonunda bebeğinizin boyu yaklaşık 50 cm. ve ağırlığı 3350 (2770-3900) gram!

41. GEBELİK HAFTASI
42+0 haftadan itibaren gebelik miyad geçmesi olarak adlandırılır.

42. haftanın sonunda henüz doğum başlamamışsa doktorunuz doğumu gerçekleştirmek için size bazı önerilerde bulunacaktır.

Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, sizin son adet tarihinizin ilk gününü doğru olarak hatırlamanız ve bu son adet tarihinin gebeliğin ilk haftalarında yapılan bir ultrasonla teyid edilmiş olmasıdır.
         

Tıbbi inceleme ve önceki ultrason incelemelerinizin dikkatli bir şekilde gözden geçirilmesi sonrasında gebeliğin gerçekten 42. haftaya girdiği belirlendiğinde (bu haftanın bitiminde) doğum gerçekleştirilmelidir.

Normal doğuma engel teşkil edecek bir durum saptanmamışsa doğum eylemi suni sancıyla başlatılmaya çalışılır.

Normal doğuma engel teşkil edecek bir durum söz konusuysa (çatı darlığı, bebeğin duruş bozukluğu gibi) doğum sezaryen ile gerçekleştirilir.

 

DOĞRUSUNU ÖĞRENELİM

Miyad geçmesi tanımı doktordan doktora, hastaneden hastaneye, ülkeden ülkeye değişebilir. Bazı doktorlar 40+0 tarihini doğumun kendiliğinden gerçekleşmesi için üst sınır olarak kabul ederlerken, bazıları 42+0'a kadar beklenebileceğini ifade ederler. Doktorunuz size beklemeyi önermişse ve bebeğinizin amniyos sıvısı yeterli, NST incelemesi normalse beklemenizde bir sakınca yoktur.

Bundan yıllarca önce 43+0'a kadar bekleyen doktorlar bile bulunmaktayken günümüzde bu kadar uzun süre doğumun kendiliğinden gerçekleşmesinin beklendiği durumlar oldukça enderdir.

Bazı doktorlar bekleme sürecindeyken belirli aralıklarla yaptıkları muayenede rahimağzının olgunlaşmasını değerlendirirler ve herhangi bir muayenede rahimağzının olgunlaştığı saptandığında suni sancı uygulanır. Suni sancının başarısı tümüyle rahimağzının olgunlaşmasıyla ilgilidir. Rahimağzı normalde sert, kapalı, uzun ve "arkaya dönük" bir durumdayken gebelik haftasının ilerlemesiyle birlikte yumuşamaya başlayan, incelen, açılan ve "öne doğru yer değiştiren" bir yapı haline gelir. Değişiklikler ne kadar belirginse rahimağzı o kadar olgun ve suni sancıya cevap vermeye, yani doğum eylemini başlatmaya o kadar hazır demektir. Rahimağzı olgunlaşması anne adayından anne adayına çok değişkenlik gösterir. Bazı anne adaylarında olgunlaşma 38. haftada bile belirgin hale gelmişken, bazılarında daha ileri gebelik haftalarına kadar hiç olgunlaşma olmayabilir.
         
Rahimağzının olgunlaştırılmasını sağlayan yöntemler de bulunmasına karşın bu yöntemler rahimde aşırı kasılma reaksiyonları oluşturabildiklerinden doktorlar tarafından pek "sevilmezler". Yine de normal doğum başarısını artırmak için bu yöntemler kullanılabilir ve uygulama esnasında anne adayının rahim kasılmaları dikkatlice takip edilir.

Kişisel görüş belirtmek gerekirse benim görüşüm zaman dolmasına karşın başlamamış bir doğum eylemi durumunda aşırı ısrarcı olunmaması ve doktor "normal doğum şansı düşük, en iyisi doğumunuzu sezaryen ile gerçekleştirelim" önerisine uymaktır.